TürkuazBG LTD

Ziyaretçi

8 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Bulgaristan vatandaşlığı başvuruları için hiç bir engel yok, Bulgaristan'daki tüm resmi kurumlar çalışıyor. * Bulgaristan'da vatandaşlık işlemleri için tek güveneceğiniz şirket, T.C. Sofya Büyükelçiliği tarafından referansı olan TürkuazBG LTD şirketidir. * Bizleri tercih etmeniz ve piyasadaki dolandırıcıların tezgahına düşmemeniz tavsiye edilir! * Tüm ayıntıları ve fiyatlarımızı VATANDAŞLIK bölümünde görmeniz mümkün. * Whatsapp. Viber ve Telefon üzerinden sıcak hattımız: 00 359 888 573 127

Mehmet Karahüseyinov 1 Şubat 1985'te kendini yakma teşebbüsünde bulunmuştuemişti

Türk kökenli Bulgaristan şairi Mehmet Hasanov Karahüseyinov 5 Ekim 1945 yılında Deliorman bölgesinin Razgrat iline bağlı Sevar (Caferler) köyünde dünyaya geldi. Deliorman şairi Hasan Karahüseyinov’un (1985 yılından sonra Asen Karahanov Sevarski) ikinci oğludur. Ailesinin Sofya’ya yerleşmesi nedeniyle çocuk yaşta Sofya’da yaşamağa başladı. Deliorman’ın Türk dili ortamından uzaklaşması, onun Bulgarcayı daha iyi öğrenmesine neden oldu.Sofya’da Rus Dili Lisesini bitirdikten sonra Matbaacılık Teknik Okulunu dışarıdan okuyarak bitirdi. Matbaa işçisi, Yeni Hayat dergisinde mürettip ve inşaatlarda inşaat işçisi olarak çalıştı. Lise yıllarında şiir yazmaya ve resim çizmeye gönül verdi. Birkaç defa Resim Akademisi’ne girmek için sınavlara girdi, başaramadı. Buna karşılık Veliko Tırnovo Üniversitesi’nin Rus Filolojisi bölümünde okudu, mezun olamadan ayrıldı. Bir Bulgar kızıyla evlenmişti. Bulgarcayı ana dilinden daha iyi bildiği için şiirlerini Bulgarcayla kaleme alıyordu. Sofya’da bir etnik Bulgar gibi yaşamasına karşın Komünist Bulgar iktidarının 1985 yılında giriştiği Türkleri eritme eylemlerine gönlü razı olmadı.İnsan haklarına karşı işlenen bu cinayeti protesto etmek amacıyla 1 Şubat 1985 tarihinde Vitoşa eteklerinde kendini yaktı. Hastanede tedavi altına alındı. Ancak aldığı yaralarının derin olması nedeniyle 3 Mayıs 1990 senesinde hayata veda etti.Çok sevdiği Türk şairi Nazım Hikmet’in “Ben yanmasam/sen yanmasan/ biz yanmasak/nasıl çıkar/karanlıklar/aydınlığa” mısraları onun acılı hayatının motosu olmuştu. Mehmet yanmayı göze almıştı. Komünist şair olan babası Asen Karahanov Sevarski, makale ve kitaplarında Bulgaristan Türklerinin Bulgar kökenli olduklarını “ispatlayıp” Bulgar komünistlerini kuvvetle desteklerken oğlu Mehmet “Hayır!” demiş, hatta ona dayak bile attığı duyuldu. Ona, yaptıklarından dolayı utandığını, insan arasına çıkamaz olduğunu söylemiş. Daha sonra da kendini ateşe vermiş. Ancak bu dik duruş ona çok pahalıya mal oldu. Beş yıl boyunca yanık acılarını söndürmeye çalıştı.Oğlunun acıları karşısında dayanamayan baba, yetkili bakanlarla görüştüğünü ve oğlunu tedavi için uçakla Moskova’ya götürmek istediğini söyler. Oğul Mehmet’in babasına verdiği cevap ilginçtir: “Benim acım içimde baba. Bedenimi tedavi ettirip de ne yapacaksın benden! Herkes için Moskova’ya uçak kaldırmak mümkün mü? Ben senin utanç verici ayrıcalığından yararlanmaktansa ölmeyi yeğlerim.” ( Bk. Ahmet Şerif Şerefli, Sen İstanbul’a Gelme, Tuna Yayınları, 2000.) Arkasında bir şiir defteri, genç bir kadın, Sevara adında bir kız çocuğu ile Aspar adında bir erkek çocuğu bıraktı. Bir aile faciası olan bu sonuç şair babasına da bir ceza mahiyetindeydi. Nitekim çok uzamadan Asen Sevarski de dönülmez yolun yolcusu oldu.Mehmet Karahüseyinov, sağlığında şiirlerini kitaplaştıramamıştı. Ölümünün dokuzuncu yılında (1999) İvan Tsanev’in seçtiği ve dizgisini yaptığı 72 şiir “Uluslar arası Azınlık Meseleleri ve Kültür Alış-Verişi Merkezi”nin maddi katkılarıyla “Ne po noti” (Notalara Göre Değil) başlığını taşıyan bir kitapta toplandı ve “STİGMAT” Yayınevi tarafından yayınlandı.

“NE PO NOTİ” kitabından alınan şair Mehmet Karahüseyin’in birkaç şiirini İsa Cebeci’nin çevrisinde okurlarımıza sunuyoruz: 

SUÇLU

 Bir yerden bir şey çalınırsa

 Biri yıkılmışsa eğer

 Birine kelepçe vurulmuşsa

 Suçlu olan benim, ben!

 Eğer bir kişi hastalanmışsa

 Eğer bir yerde biri ölüyorsa 

 Sessiz ve pisipisine gidiyorsa

 Suçlu olan benim, ben!

 Biri nefretle doluysa

 Eğer alçaklar kutsanırsa

 Eğer biri kimseyi sevmiyorsa

 Eğer ikiyüzlüler varsa

 Namussuz yükseliyorsa eğer

 Suçlu olan benim, ben, ben, ben!

 1983

 

ÖRÜLMÜŞ DUVARLAR

 Dört kapıya da duvar ördüm

 Güvence ekip, yalan biçtim

 Gözlerinde yaş parlıyorsa

 Alnın omzumda değil.

 Dört duvar arasına kapandım

 Yanıldım bu kadar açılmakla

 Sana kıskanç geceler, hızlı günler vaat ettim

 İki yolum var benim: aşağı ve yukarı.

 Kulaklarımda çınlıyor sesin

 Her şey harcanmış olamaz –

 Özlenen aşk, yaşanmamış his

 Müzikten çatlamış piyano.

 1984

 

KEHANETLERİM

 Neden gerçek oluyor kötü kehanetlerim?

 Çöküyor sürekli oyduğum kristal mâbet

 Birinin pervasızca alçaklığı yüzünden-

 Yalnız geçiyorsun bir sürünün karşısına

 Son gömleği de sıyırıyorlar üstünden….

 Neden gerçek oluyor kötü kehanetlerim?

 İzlerim siliniyor bataklıkta hemen

 Batak kardeleni bir av yemidir-

 Gelip sokulur bakışlarımıza yerden

 Kovulmuş bir dişi mahlûk gibi…

 Neden gerçek oluyor kötü kehanetlerim?

 Senin için tehlikelidir benim dünyam

 Lâkin anılardan nereye kaçarsın

 Yanmış ütülmüş kızılcık sopası gibi

 Bu kentin her yerinde ben varım…

 1985

 

YALNIZLIK

 Tramvayda yalnızlık kaynıyor

 Kimseler tanımıyor kimseyi

 Hindistan’da mı Malaya’da mı

 Bir inek sakince ilerliyor…

 Ben mi cennetteyim, cennet mi bende-

 Kimseye şapka indirmiyorum

 Ben mi Şiva’yım, Sen mi Kali’sin

 Bu hiçlikte bunu sana kim söylesin?

 Ve yalnızlık geliyor mu geliyor

 Hapşırsan da, öksürsen de geliyor

 Kaplan gibi böğürsen de duyan yok

 Her şey su ve her şey ateş olmuş…

 1988

/KAYNAK: İsa Cebeci/


Copyright © 2014. All Rights Reserved.